bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort esenyurt escort istanbul escorts escort istanbul şişli escort bayan beylikdüzü escort bayan sakarya escort bayan sakarya escort diyarbakır escort sakarya escort antep escort
porno izle porno porn izle porno sex türbanlı porno

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Kurşunlu Camii’sini yakan AKP, Ayasofya’da propaganda peşinde


Tarih boyunca din, istismara en açık alan olmuştur. Ve kötü niyetli insanlar tarafından hep kullanıla gelmiştir.

Bir insanı para ile, şan şöhret ile, mevki makam ile bir yere kadar kandırabilirsin ama din ile ölümüne kadar kullanırsın. Çünkü bu din tacirleri, saf insanların temiz dini duyguları istismar ederek, ölüm sonrasını sonsuz hayatı vaat ediyor.

Bu yüzden din istismarını en tehlikeli istismar olarak görürüm. Dini istismar ederek bir insanı katil yaparsın, terörist yaparsın. Zaten DAIŞ öyle bir istismar sonucu ortaya çıkıp güçlendi.

AKP’de din istismarına sık sık başvur.

Kan kaybetmeye  devam eden AKP, elindeki büyük kozlardan biri olan Ayasofya Camii açılışını servis etti.

86 yıl aradan sonra, 24 Temmuz 2020 Cuma günü, Ayasofya Camii ’si AKP’nin gövde gösterisiyle ibadete açıldı. Bir bölümü zaten uzun zamandır ibadete  açıktı.

24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Ayasofya müzeye dönüştürülmüş ve  AKP hükümeti döneminde bu kararın iptal edilmesi için, 3 kes Danıştay’a başvuruldu ama olumsuz sonuç alınmıştı.  

Daha bir sene önce, “Sultanahmet’i dolduralım önce de sonra Ayasofya’ya da bakarız” diyen Erdoğan, propagandanın zamanlamasını çok iyi bildiği için günün gelmesini bekliyordu.

AKP’nin Ayasofya gövde gösterini görünce aklıma Diyarbakır Kurşunlu cami geldi.

2 Aralık 2015 günü Diyarbakır Sur ilçesinde başlayan sokağa çıkma yasağı aralıksız 98 gün sürmüştü. 9 Mart’ta İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın ‘Operasyon bitti’ açıklamasından sonra da yaklaşık 9 ay yasaklar devam etmişti.

7 Aralık 2015 tarihinde Diyarbakır tarihi Kurşunlu Camii’si yakılmış ve büyük hasar görmüştü. PKK militanlarının attığı el yapımı patlayıcılar sonucu camiinin yakıldığı iddia ediliyordu.

O dönem ben TRT Kurdi de Şopger programını yapıyordum. Kanal Koordinatörü beni çağırarak Sur ile ilgili bir dosya hazırlamamı istedi.

Ben de, "TRT Kurdî,  benim  hazırlayacağım dosyayı yayınlayamaz" dedim.

Öte yandan Şengal o günlerde DAIŞ terör örgütünün elinden, azad edilmiş ve ben de tüm hazırlıklarımı tamamlamış, uçak biletlerini almış Şengale gidecektim.

Amirim emrivaki bir şekilde, Şengal’ı iptal edip ve Sur ile ilgili bir dosya hazırlamamı istedi.

Ben, hazırlayacağım dosyanın TRT Kurdî’nin yayınlanamayacağı ifademe de sinirlenmiş; “Terör örgütü yandaşları ile röportaj yapma.” demişti.

Mecburen, Şengal planımı iptal ederek, 17 Aralık 2015 günü Diyarbakır Sur’a gittim.

Diyarbakır Çifitkapı’da polisler duruyordu. Kimseyi içeriye almıyorlardı.

Kimliğimi göstererek; Kaymakamla randevum var, onunla görüşmeye gideceğimi söyleyip, içeri girdim.

Gerçeği kaymakamla da görüşmüştüm. Off the record bazı şeyler anlatmıştı.

Sonra Balıkçılar Başı’na kadar giderek, bayağı röportajlar yaptım. İnsanlarla konuştum.

Konuştuğum tüm vatandaşlar; Kurşunlu Camii’nin helikopterden açılan ateş sonucu yandığı söylüyorlardı. Askerlerin, polislerin evleri yaktığını anlatıyorlardı.

Hatta yaşlı bir teyze, camii’nin yakılma anını bizzat gözleri ile gördüklerini anlatmıştı.

Ben de bu söylenenleri, sansüre tabi tutmadan, oluğu gibi programda yer verdim.

Ve bu çerçevede bir dosya hazırlamıştım. .

Tahmin ettiğiniz gibi, program denetimden geçmedi ve yayınlanamadı.

Bunun üzerine müdür beni çağırarak; bir devlet kanalı olduklarını ve algı yönetmeleri gerektiğini söylemişti.

“Eğer haberi değiştirecekseniz benim ismimi kullanmayın. Haber benim imzamla yayınlanmasın. Ben öyle yalan bir haber altına imzamı atmam” diye cevap vermiştim.

Sonra ne mi oldu?

Şopger Programı için hazırladığım, montaj ve kurgusu dahi her şeyi bitmiş hazır halde olan  Zilan ve DDKD belgeselleri yayınlanmadan, yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptığım Şopger programı yayından kalktı.

Ve bir daha bir program hazırlanmama izin verilmedi.

Sunduğum bütün projeler reddedildi.

Aslında bu yazıda TRT’de yaşadığım bir anı dan ziyade, Kurşunlu Camii’nin yakılması olayına dikkat çekmek istemiştim. 

Tekrar Ayasofya’ya dönecek olursak,

İşte siyasal İslam böyle bir şeydir;

Bir taraftan cami yakar,

Diğer taraftan Ayasofya’yı açıp propaganda ile dini siyasete alet eder.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum